
Nedret Güvenç…
Daha çocuktum.Annem o sırada ailesinin sağlık sorunları nedeniyle zorunlu bir yolculuğa çıkmış, babamla baş başa kalmışız. Annemin yokluğunu unutturmak için önce onu uğurlayıp Yeşilköy’de yemeğe gittik. Oyuncak filan aldı babam. Biraz kitapçı gezdik. Hiç bir şeyin tadı yoktu.
Ertesi gün Cumartesi matinesinde Bilge Zobu’yu izledik Hastalık Hastasında. Taa Üsküdar’a gittiğim için ben de kendimi bir yolculukta his etmiştim. Üsküdar uzak mesafeydi o zaman ama aslında daha uzağa, Moliere dünyasına, Fransa’ya gitmiştim. Ertesi gün Kadıköy’de ama İspanya’daydım. Kanlı Düğün’de Nedret Güvenç ‘i izledim. Anne özlemim azıcık azaldı çünkü ben daha uzak yola gitmiştim babam sayesinde.
Oyun bitti, babamdan suare için de bilet almasını istedim. Muhteşem Nedret Hanım’a doyamamıştım, bir kez daha izlemem lazımdı. Ertesi gün okul olduğunu söyledi babam, ben çok ısrar edince “seni buralara getirdiğime pişman etme dedi” ama ertesi hafta iki oyuna da tekrar bilet aldı. Hatta üçer bilet, annem de dönüyordu çünkü . O gün babam Nedret Hanım’ı yıllar önce aynı oyunda Gelin rolünde izlediğini söyledi. Biraz buruktu. Galiba ben de yaşlanıyorum demişti..)))
Halbuki kırklı yaşlarındaydı, ama aynı oyunu 20 yıl arayla izlediği için , geçip giden yıllara sitem etti. Oysa ondan sonra yüzlerce oyun seyrettik birlikte. Nedret Güvenç hayranlığımız hep arttı. Geçen yıllara sanata tutunarak direndik, yolculuk özlemlerine daha uzak dünyalara, kitaplar, filmlere, oyunlara sanal yolculuklar yaparak dayandık.
Bugün benim için de ilginç bir yolculuktu. Nedret Hanım büyük dedemin evinde oturduğu için, o evdeki eski bayramlara gittim. Dedemi hiç tanımamıştım ama bir sonraki kuşağın bayram sofralarındaki coşku, bir Turgenyev piyesi gibi düştü aklıma. 40 yıl önce izlediğim bir oyuncuyla 40 yıl sonra yine tiyatro konuşuyordum. Aynı heyecanla!
Sevgili Sermet Erkin de adeta canlı tiyatro tarihi yaşatarak, oradan oraya sürükledi bizi. Yazar arkadaşımız Gökçe Biçer de coşkuyla katıldı. Nedret Hanım ile hiç çalışma şansı bulamadığıma üzülürken hayatımın her evresinde aslında hep aynı rolü oynadığını his ettim. Sessiz bir destek, tiyatro yapılıyor olmasına muhteşem bir saygı ve en genç meslektaşının da başarılı olması için hiç bitmeyen bir çaba, bir enerji.

Çok selamı var herkese Ustanın. Yeni bir roman yazıyor. Son yazdığı kitaplarda değindiği oyunculuk kuramlarının gençler tarafından nasıl karşılandığını soruyor. “Çok güzel” diyorum ama aslında bugünde değil, çocukluğumda izlediğim Kanlı Düğündeyim hala.
Keşke o akşam azıcık daha şımarıp suareye de kalmak için kandırsaymışım babamı.
